10 Ekim 2018
Sabancı Holding şirketlerinden Yünsa, inovasyonda atağa geçti. Müşterileri olan bir Alman markanın Yünsa kumaşla dikilen takım elbiseyle maraton koşturduğunu anlatan Nuri Refik Düzgören, “Fonksiyonel kumaşların yükselişiyle yünün altın çağı başladı” diyor.  
 
‘Takım elbiseyle maraton koşma’ dönemi
 
Tekstil sektörü, inovasyonla boyut değiştiriyor. Artık bir kıyafetten beklenen sadece güzel görünmesi, şık durması ya da ısıtması değil. Hem kırışıp buruşmaması hem termal dengeyi sağlaması hem ter, koku tutmaması isteniyor. Burada da ‘fonksiyonel kumaşlar’ devreye giriyor. Sabancı Holding şirketlerinden Yünsa’nın genel müdürü Nuri Refik Düzgören, dünyada trendin çok fonksiyonlu kumaşlara doğru gittiğini, artık fast fashion (hızlı moda) markalarında bu kumaşları daha çok göreceğimizi anlatıyor. Bu sayede yünün de altın çağının başladığını vurguluyor. Yünsa’nın yıllık cirosunun yüzde 2’sini Ar-Ge’ye ayırdığına dikkat çeken Düzgören, bir Alman müşterilerinin Yünsa’nın kumaşıyla dikilen takım elbiseyle maraton koşturduğunu söylüyor. Düzgören, ‘Marka bu sayede yünün rahatlığını, teri buharlaştırdığını kanıtladı. Ve müşterilerine bunun iletişimini yaptı” diye anlattı. Düzgören’le sektördeki yenilikleri ve Yünsa’yı konuştuk.
 
EN AZ İTALYANLAR KADAR İYİYİZ
 
Son dönemde Yünsa’nın yeni stratejilerle atağa geçtiğinden bahsediyorsunuz. Neler yapıyorsunuz?
 
Yünsa iyi bir pazarda iyi bir ürün yakalamış durumda. Pazarda dominant vaziyette. 40 yıllık deneyim avantajımız var. Bu özelliğimizden faydalanarak, mevcut faaliyetlerimizi artırarak daha iyi bir konuma gelmeyi hedefliyoruz. Daha yüksek katma değer üreten daha kârlı bir şirket haline gelmek için yeni stratejiler belirledik. Marka konusunda bir sorunumuz var. İtalyan algısına karşı bizim Türkiye olarak, en az İtalyanlar kadar kaliteli, iyi kumaşlar ürettiğimizi anlatmamız gerekiyor. Dünyada aldı, yünlü kumaşta İtalya’nın bir numara olduğu yönünde. Oysa en az onlar kadar iyiyiz ve maliyet konusunda da avantajlıyız. Bu yüzden uzun soluklu bir marka yatırımı sürecine girdik.
 
Marka yatırımından kastınız nedir?
 
Mesela bir etiket meselemiz var. Bir takım elbise aldığınızda içinde Yünsa etiketini görün istiyoruz. Dünya markalarını Yünsa etiketini koymaya razı etmeye çalışıyoruz. Bazı markalar ‘kim olursa olsun ben kesinlikle koymam’ diyor, ama bazı markalar mesela iyi bir İtalyan kumaşıysa ‘ben içeriğini koyarım’ diyor. Biz ‘prensipte hiçbir firmanın etiketini koymam’ diyen markalara ısrarcı olmayız ama İtalyan markayı koyup, benimkini koymuyorsa biz dezavantajlı oluyoruz. Bunu bertaraf etmemiz lazım. Etiketlerimizin oraya girmesi lazım. Bunun için fuarları, uluslararası mecraları ve sosyal medyayı iyi kullanmamız gerekiyor. Bu doğrultuda çalışmalarımız sürüyor.
 
JAPONYA’DAN BEKLENTİMİZ YÜKSEK
 
Yeni stratejilerinizin diğer ayakları neler?
 
Bir diğer konu da ihracat işimiz. Biz ürünlerimizin yüzde 75-80’ini dış piyasada satıyoruz. Toplam ciromuz 300 milyon TL, bunun 200 milyonu ihracattan geliyor. Bu yıl ihracat konusunda daha da aktif olacağız. Bizim ana pazarımız Avrupa. Orada da en büyük pazarımız Almanya. Almanya bizim için iç piyasadan dahi büyük bir pazar. Yıllık 3 milyon metre satış yapıyoruz. Arkasından da Amerika geliyor. Fransa, İspanya, İtalya da bizim için büyük pazarlar. Japonya ve Kore’de nasıl daha fazla yer alabiliriz diye konuşuyoruz.O bölgeden ciddi beklentimiz var. Bu yıl Japonya ve Kore’ye 300 bin metre kumaş satmak istiyoruz.
 
DÜNYA PAZARINDA %5-6 PAYIMIZ VAR
 
 
Dünya pazarında pozisyonu nasıl Yünsa’nın?
 
Dünyada yünlü kumaş üretimi 190 milyon metre. Biz bunun içinden yüzde 5-6 pazar payı alıyoruz. Bizim gibi bir firmanın esasında daha fazla pay alması lazım. Kapasitemizi kullansak, yüzde 7.5’lara geliriz. En azından buralara gelmemiz lazım.
 
Şu anda kapasitenin ne kadarını kullanıyorsunuz?
 
Bizim 14.5 milyon metre üretim kapasitemiz var. Bunun 10 milyon metrekaresini kullanıyoruz. Bunu yüzde 45 artırma potansiyelimiz var. Tabii bunu yaparken ‘ne olursa olsun satalım, kapasiteyi dolduralım’ derdinde değiliz. Yüksek kârla, premium pazarlarda büyümek istiyoruz.
 
YENİ NESİL CEKETLER ASTARSIZ, HAFİF VE CANLI RENKLİ OLACAK
 
Önümüzdeki dönemde nasıl kıyafetler göreceğiz?
 
Erkeklerde astarsız ve hafif ceketler trend olacak. Ekose desenleri, renkli canlı renkleri daha çok göreceksiniz. Kadınlarda ise kumaşın ne hissettirdiği önem kazanıyor. Kalbinize dokunmamız gerekiyor. O yüzden değişik tuşeler vitrine çıkacak.
 
YÜN FİYATLARI 3 AYDA %15 ARTTI
 
Fonksiyonel kumaşların yükselişiyle birlikte yün sektörde daha fazla aranan bir materyal haline geldi mi?
 
Kesinlikle. Artık fast fashion’da inovatif kumaşları daha çok göreceğiz. Artık spor kıyafetlerinde de yün kullanılıyor. İnovatif kumaşlarla birlikte yünün altın çağı başladı diyebilirim. Büyük firmalar gördü ki ‘fiyattan kaçalım’ dedikçe, karışımlara girdikçe kaliteden de ödün veriyorlar. En bilinen markalarda geri dönüş başladı. Özellikle ince mikronlara talep yükseldi. Tabii talep artınca fiyatı da ciddi şekilde artmaya başladı. Yün fiyatlarında yılbaşından bu yana yüzde 15’lik bir artış söz konusu. Biraz daha yükselebilir ama daha fazla çok büyük artışlar beklemiyoruz. Ve olmamasını da umuyoruz.
 
-Bizim tesislerimiz entegre tesisler. Yünü Avusturalya’dan alıyoruz. Ham yünden mamül kumaş yapıyoruz.-
 
GÜNDÜZ VE GECE HEM SPOR HEM ŞIK
 
 
Tekstil sektöründe yeni trendler neler, sektör nereye doğru gidiyor?
 
Dünya fonksiyonel kumaşlara geçiyor. Artık insanlar hem formal hem rahat, spor şık, hem gündüz hem gece giyilebilecek kıyafetler istiyorlar. Bu konu bizim için çok önemli. Bu özelliği taşıyabilmesi için de kumaşlara bazı özellikler katmak gerekiyor. Mesela doğal yollardan streç yapabilir miyiz diye bakıyoruz. Uzaması yüksek elastanlar kullanmadan yapabilir miyiz diye bakıyoruz. Denim görünümlü yünlü kumaş ürettik. Her yıl ciromuzun yüzde 2’sini Ar-Ge’ye ayırıyoruz. Son 7 yılda Ar-Ge’ye 38 milyon TL yatırım yaptık.
 
İç piyasa nasıl gidiyor?
 
Biz iç piyasada hedeflerimiz doğrultusunda gidiyoruz. Şu anda iç piyasada yüzde 25 civarında bir payımız var. Bu payı yüzde 30’lara çıkarabiliriz diye düşünüyoruz.
 
Bu yıl toplam cironuz nasıl olacak?
 
İhracat ve iç piyasada toplam 380 milyon TL ciro hedefliyoruz.
 
-Yıllık 10 milyon metre kumaş üretiyoruz. Bu kadar kumaşla 3.5 milyon insana takım elbise dikilir.-
 
2017’DE TEKRAR KÂRÂ GEÇTİK
 
2016’da bilançonuzda zarar görmüştük. 2017’de tekrar kara geçtiniz… Nasıl oldu bu?
 
Evet 2017’yi kârlı kapattık. 14.8 milyon kâr açıkladık. 2016’da zarar etmemizin sebebi ise yeniden yapılanma sürecimizdi. Planlanmış bir süreçti, organizasyonda küçülmeye gidildi. Bazı stoklarımızı boşaltma yoluna gittik. Sağlıklı bir işti. Bize düşen görev de 2017’de bunun toparlanmasıydı. Onu da 2017 içinde tamamlamış olduk.
 
-Müşterilerimiz arasında Hugo Boss, Tommy Hilfiger, Ralph Lauren, Zara, Calvin Klein, H&M gibi dünya devleri var.-
 
‘YÜNLÜ TERLETİR’ ŞEHİR EFSANESİ
 
 
Yünün diğer kumaşlara göre avantajları, dezavantajları neler?
 
Şu anda termal stabilitenizi sağlayacak kumaşlar yükselişte. Bu anlamda pamuk nemi çekiyor ama rutubet üzerinde kalıyor, koku yapıyor. Yün ise teri emiyor ve buharlaştırıyor, dolayısıyla koku da yapmıyor. ‘Yazın yünlü kumaş terletir’ şehir efsanesidir. Yün yaz kış giyilir. Termal stabiliteyi sağlar. Hatta Yünsa’nın ürettiği bir kumaştan takım elbiseyle maraton koşuldu. Bir Alman müşterimiz yaptı bunu. Yünün tek dezavantajı pahalı olması. Mesela yüzde 100 yünlü kumaş yıkanmaz. Biz bunların ‘yıkanabilirliğini sağlayabilir miyiz’, ya da ‘buruşmaz yapabilir miyiz’ diye bakıyoruz. 2017’de 300’e yakın yeni ürün geliştirdik.
 
-Genç modacıları destekliyoruz. Emre Erdemoğlu geçen ay Yünsa kumaşlarıyla çok başarılı bir defile yaptı.-
Paylaş